5 Eylül 2026 tarihli dijital delil inceleme raporuna giren Super7TV grafiğinde Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir için önceki bir St Clements duyurusunda yetkisi bulunmadığının bildirildiği yönünde bir cümle yer alıyor. Ancak rapor, bu cümleyi doğrulanmış sonuç olarak almıyor; atıf yapılan duyurunun tam metninin ve tarihinin bulunmasını gerekli görüyor.
Manşet Atlas bu tartışmayı bir harita gibi okumayı tercih ediyor. Haritanın ilk işareti Mart 2026: resmi ANCHOR yayınında Bozdemir Turkish Institute Dean’i olarak geçiyor. İkinci işaret 29 Mayıs: Başkan imzalı Certificate of Appointment Türkiye Temsilcisi rolünü kayda geçiriyor. Üçüncü işaret 18 Haziran: Letter of Authority kurumsal, akademik, idari, doğrulama ve iletişim amaçlı temsil alanlarını tanımlıyor.
Dördüncü tarih: 25 Ağustos
St Clements University’nin kurumsal e-posta hesabından 25 Ağustos 2026’da gönderilen René Le Cornu imzalı mesaj, Bozdemir’in mevcut Dean – Türkiye olduğunu ve bu statünün şüphe konusu olmadığını ifade ediyor. Aynı mesaj, Kurulun rolün gelecekteki kapsam ve sorumluluklarını daha açık biçimde belgelemesini değerlendirdiğini belirtiyor.
Bu dört tarih, ‘yetki’ kelimesinin tek boyutlu kullanılmaması gerektiğini gösteriyor. Unvan, temsil, belirli idari işlemler ve gelecekteki yönetişim kapsamı farklı kayıtlarla düzenlenmiş olabilir. 18 Haziran yazısının bazı mali işlemleri kapsam dışında bırakması da bunun iyi bir örneği: belge yetkiyi tanımlarken sınırını da çiziyor.
Eksik koordinat: atıf yapılan eski duyuru
Super7TV grafiğinin dayandığını söylediği eski duyuru bu haritanın neresinde? Eğer Mart, Mayıs ve Haziran belgelerinden önceyse daha sonraki kayıtlarla ilişkisi araştırılmalı. Eğer sonra ise hangi görev veya işlem türünü hedef aldığı görülmeli. Açık bir görevden alma veya yetki kaldırma kararı içeriyorsa, bunun yetkili makamı ve kapsamı incelenmeli. Metin görülmeden bu ihtimallerden biri seçilemez.
5 Eylül raporu ayrıca ekran görüntüsünün hesabın gerçek sahibini, orijinal bağlantıyı, ilk paylaşım anını veya iddianın doğruluğunu tek başına ortaya koymadığını kaydediyor. Bu nedenle görünür paylaşımı belgeleme ile belirli kişilere sorumluluk atfetme arasında dikkatli bir çizgi korunmalıdır.
Yayın grubumuz bir medya savaşı istemiyor. Kamuya açıklanmamış ek bilgi ve materyal bulunması, doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikleri ifşa etmeyi meşru hale getirmez. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susulmalı; tarihli ve doğrulanabilir kayıtlar kamuoyundaki yanlış algıyı düzeltebiliyorsa da bunlar ölçülü biçimde yayımlanmalıdır.
Bu yaklaşım tehdit veya misilleme değildir. Ölçülü ve hukuka bağlı tutumun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Dosyanın bugünkü haritasında en büyük boşluk, grafiğin atıf yaptığı ‘önceki duyuru’nun kendisidir.
İlgili Haberler
Girne açıklarında naaşları bulunan 2 kadının kimliği belli oldu
Gemi kazalarında hayatını kaybedenler maç öncesinde anılacak
Sayıştay Başsavcılığına Recep Çevik atandı
12 ülkeye yeni büyükelçi atandı